
Ben inanma olayını biraz farklı alıyorum ve inandıklarımla iletişimimi sürekli anlatılan, öğretilmeye çalışılan şekilde değil de farklı yollardan gerçekleştirmeyi deniyorum. Gerçekleştirdiğimi de hissediyorum zaman zaman. Her zaman düşmüyor tabii. Sabrediyorum, bekliyorum ve öğreniyorum, sabretmeyi ve beklemeyi.
Hissediyorum. Hislere inanıyorum. İnsanların aslında denese bu yolla birbirini daha iyi anlayabileceğini düşünüyorum. Hissetmek ve anlamaya çalışmak.
Empati.
Seyrediyorum. Seyrettiklerimde kendimi görmeye uğraşıyorum. Gördüklerime şaşırdığım oluyor.
Seviyorum. Seni gerçekten çok seviyorum. Ne olursa olsun, hayat bizleri nerelere sürüklerse sürüklesin (buyursun yapsın) bir tek seni tamamen unutabileceğime inanmıyorum. ( Keşke ... )
Geçiyorum, çünkü daha fazla dillendirmeyeceğim bu mevzuuları. Sonuçta o kadar hislerden bahsettik, bu kadar ironik olmanın da lüzmu yok.
Her sabah aynı yollar, benzer yüzler, arabalar, binalar, kıyafetler.
Akşamları da aynılar.
Beni tanımak ve anlamak derdine düşme. Düşersen de eğer, kendine dön. İçine kapan kısa bir süre ve çıkmana yardımcı olmama müsaade et.
Belki öyle anlayabiliriz birbirimizi ve severiz de bakarsın.
Aksi halde beni yok farzet, çünkü ben kolay uyanırım.
Şimdilik,
Bitiriyorum...
..
.

