19 Ekim 2010

Daha Nasıl Uyanacağımı Bilmiyorum

çok kötü şeyler olacak.

süper şeyler de olabilir.

ama bana sorarsan ne olacağını bilmiyorum.

daha nasıl uyanacağımı bilmiyorum.

öncelikle bu bir şiir falan değil. başlangıçlarda gevelerim her zaman. ne anlatabilirim diye düşündüğümden, anı yaşama çabasının stresinden oluyor hepsi. bana kalırsa tümü saçmalık. şarkıların yarısı yalancı, diğer yarısı da güzel değil. vakit öldürmek için yaşadığımızdan, şarkılar da ortalama 3 buçuk dakika olduğundan, ufak bir hesapla sayesinde öldürebileceğimiz vakti hesaplarız hemen. ben öyle yaparım mesela. kısa yolculuklarda müziğe sarılırım. yani aldatmaca. şarkı aralarında anlıyorsun gerçek nedir, ne değildir. geçtik.

hiç bir zaman dilimine bağlı kalamamak ama tümünün etkilerini de taşımak, kendi hastalığımla ilgili edebileceğim laflara iyi bir önsöz olabilir sanki. yani böyle sanıyorum son günlerde. örneğin 1 sene boyunca rutin halde yaptıklarımdan sıyrıldığım an, bitiyor o bende. yani boşluğa falan düşmüyorum sanki hiç. belki de sürekli bir boşluktayım, rutinin içine de yansıyorum bütünümle ama bu felsefecilerin işi, dedim ya o an bitiyor, ilgilenmiyorum bir daha. tamamen sonuç odaklı bir hayat sürdürme empozesinin altında kırık bir şemsiyeyle dolanıyorum da bir taraflarım yara almış sanki. aksi bir dünyayı düşleyebilmek sadece süreç. ondan öte bir şey yok. yani hayaller hep boşa mı o zaman ? bilmiyorum ve farkettiyseniz söylediklerimin hiç birinde emin bir tavrım yok.

somuta dönemedim yine, halbuki dün sabah uyumaya çalışırken aklıma gelen şeyleri yazacaktım. azıcık kendimden, azıcık çevremden, yaşantımdan bahsedecektim. ne bileyim, iyi bir fikirmiş gibi geliyo.

ayranla dürümü aynı anda bitirme refleksini andıran bir şekilde yazıyı ve az önce yaktığım sigarayı kafa kafaya tokuşturarak bitiricem sanırım. uyumak ve çok dağınık uyanmak. pazartesi ile ilgili öngörülerim bunlar. işin kötüsü uyandıktan sonra, evden çıkmadan önce yakışıklı, ya da en azından fena değil hissetmem gerekicek. taksim’e gidicem önce, oradan da harbiye’ye yürücem. detay vermiyorum ama ufak da olsa bir ışık, bir adım olmasını dileyeceğim şey bu. ama işte yazının ortalarında değindiğim gibi sonuç-süreç kargaşam ve ertesi gün ve günlerde yapmamın beklendiği, yapmam gerektiği hissettirildiği, hissimce tamamen tutarsız, gereksiz, antitezlere koşucam. itecekler.

olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

YORUM